Bizans Dönemi Araştırmaları
Beycesultan Höyüğü’nde Bizans Dönemi’ne ait ilk arkeolojik veriler, 1954-1959 yılları arasında İngiliz Arkeoloji Enstitüsü adına Seton Lloyd ve James Mellaart tarafından yürütülen kazılar sırasında elde edilmiştir[1] . Yerleşimin Batı Konisi üzerinde açığa çıkarılan ve üç evreye ayrıldığı belirtilen bu kalıntılar, başta sırlı seramik buluntuları olmak üzere taşınır buluntulara dayalı olarak 10-11. yüzyıllara tarihlendirilmiştir. Kazı sonuçlarının ilk değerlendirmelerinde, söz konusu mimari kalıntıların tahkim edilmiş bir Bizans yerleşimine ait olabileceği ileri sürülmüştür[2] .
Aynı kazı çalışmalarında, höyüğün Doğu Konisi üzerinde Bizans Dönemi’ne tarihlenebilecek herhangi bir yerleşim kalıntısına rastlanmamış; bu alanın basit mezarların yer aldığı bir mezarlık alanı olarak kullanıldığı belirtilmiştir. Kazı ekibinde mimar olarak görev alan G. R. Haslam Wright, yayımladığı değerlendirmelerinde, kazılar sırasında Bizans Dönemi kalıntılarına yeterli özenin gösterilmediğini özellikle vurgulamıştır[3] . Wright, günlük kazı raporlarını esas alarak yaptığı incelemelerde, Batı Konisi’nin güneydoğu yamacında tespit edilen mimari parçaların Erken ve Orta Bizans Dönemi’ne (6 ile 10-11. yüzyıllar) tarihlenebilecek anıtsal bir kilise ya da kilise kompleksine ait olabileceğini belirtmiş; bu veriler ışığında Beycesultan’ın Bizans Dönemi’nde tahkimli bir yerleşim niteliği taşıyabileceğini ileri sürmüştür[4] .
2007 yılında başlatılan yeni dönem kazıları, Beycesultan’daki Bizans Dönemi yerleşimine ilişkin bu görüşlerin yeniden değerlendirilmesine olanak sağlamıştır. Batı Konisi üzerinde yaklaşık 144 m2 büyüklüğünde bir alanda yürütülen kazılarda, kuzey-güney ve doğu-batı doğrultusunda uzanan taş döşemeli iki sokak ile bu sokakların çevresinde konumlanan iki yapı kompleksi tespit edilmiştir. 2a1, 2a2 ve 2b olarak adlandırılan bu üç evreli yerleşim tabakaları, mimari özellikleri ve ele geçen buluntular doğrultusunda Orta Bizans Dönemi’ne, özellikle 10. ve 11. yüzyıllara tarihlendirilmiştir[5] . Bu alanda ele geçirilen sırlı ve sırsız seramikler ile cam, metal, kil, fildişi ve kemikten yapılmış küçük buluntular, söz konusu yerleşimin gündelik yaşamına ve ekonomik faaliyetlerine ışık tutmaktadır.
2020 ve 2021 yıllarında yerleşimin Doğu Konisi’nin güneydoğu yamacı üzerinde yapılan kazı çalışmalarında, Bizans Dönemi’ne ait kültür tabakaları ile karşılaşılmış ve yerleşimin Doğu Konisi’nin de Bizans Dönemi’nde yerleşim alanı olarak kullanıldığı anlaşılmıştır. 2019 yılında Katsutoshi Fukuda tarafından yapılan jeoradar çalışmaları sonuçları dikkate alınarak, bu alanda 2020 yılında kazı çalışmaları başlatılmıştır (Figür 1). İlk olarak S43 plan karesinde 10x10 m ölçülerinde bir alanda başlatılan kazılar, 2021 yılında R43 plan karesinde 10x10 m’lik alanda devam ettirilmiştir. Toplamda 250 m2 alanda gerçekleştirilen çalışmalarda, Bizans Dönemi’ne tarihlenen iki tabakaya (2a ve 2b) ait mimari kalıntılar açığa çıkarılmıştır. Söz konusu mimari kalıntıların işlik alanına ait olduğu ve yapılardan birisinin bir şarap işliği olarak kullanıldığı anlaşılmıştır.
Tabakalanma ve Mimari
2a Evresi
2a evresine ait mimari kalıntılar, höyük üzerinde modern dönemde yürütülen yoğun tarımsal faaliyetler nedeniyle büyük ölçüde tahrip olmuştur. Bu durum, söz konusu evreye ait mimari unsurların yalnızca parçalar hâlinde tespit edilebilmesine olanak sağlamıştır (Figür 2). S43 plan karesinin kuzey kesiminde yer alan, güneydoğu-kuzeybatı doğrultusunda uzanan ve L planı oluşturan iki taş duvar parçası, 2a evresinin günümüze ulaşabilmiş başlıca mimari kalıntılarını oluşturmaktadır. Bir mekâna ait oldukları anlaşılan bu duvarlardan doğudaki 2,70 m, batıdaki ise 2,40 m uzunluğunda korunmuştur.
Söz konusu duvarların kuzeydoğusunda, kuzey–güney doğrultusunda uzanan ve bir duvar ya da taş döşemeye ait olduğu düşünülen başka mimari kalıntılar tespit edilmiştir. Benzer doğrultulu taş kalıntıları, S43 plan karesinin kuzeydoğu ucunda da gözlemlenmiştir. Bu mimari unsurlarla ilişkili olarak plan karenin orta kesiminde, daha erken bir evreye ait bir çukurun üzerine inşa edilmiş, yaklaşık 70 cm çapında ve tuğla parçalarıyla çevrelenmiş bir başka çukur açığa çıkarılmıştır. Ayrıca S43 plan karesinin güneydoğu köşesinde, biri diğerinin üzerine açılmış iki adet çöp çukuru belirlenmiştir. Stratigrafik ilişkiler, her iki çukurun da 2a evresinde kullanıldığını düşündürmektedir.
S43 plan karesinin hemen güneyinde yer alan R43 plan karesinde ise 2a evresine ait sınırlı mimari veriler elde edilmiştir. Bu alanda, yaklaşık 2 m genişliğinde, yer yer çökmüş ve ağır tahribata uğramış sıvalı bir taban ile tabanın doğusunda yer alan ve aynı evreye tarihlenen bir çukur tespit edilmiştir. Söz konusu tabanın herhangi bir belirgin mimari elemanla doğrudan ilişkisi saptanamamıştır. Bununla birlikte, 2b evresinde daha iyi korunmuş şekilde ortaya çıkarılan sıvalı tabanlı şarap işliğiyle işlevsel benzerlik göstermesi, bu alanın da benzer bir işlik faaliyetinde kullanılmış olabileceğini düşündürmektedir. Ancak ilgili mimari unsurların büyük ölçüde tahrip olması, bu yorumu kesinleştirmeyi güçleştirmektedir. 2a evresine ait seramik buluntular son derece sınırlıdır ve az sayıda amorf, sırlı parça ile temsil edilmektedir. Buna karşın, evreye ilişkin kronolojik açıdan önemli bir veri, Mekân 4’ün kuzeybatı duvarı yakınında ele geçirilen Orta Bizans Dönemi’ne ait anonim bir bronz follistir (Figür 7). Ön yüzü büyük ölçüde korozyona uğramış olan sikkenin arka yüzünde, kollarında globüller bulunan bir haç motifiyle ayrılmış iki satır hâlinde “IC–XC NI– KA” lejandı okunabilmektedir. Sikke, tipolojik özellikleri doğrultusunda IV. Mikhael (Paphlagon) Dönemi’ne (MS 1034-1041) tarihlenmektedir. Bu buluntu dışında, yoğun tahribat nedeniyle 2a evresine ait başka anlamlı küçük buluntu ele geçirilmemiştir.
2b Evresi
2b evresine ait mimari kalıntılar, S43 ve R43 plan karelerinde yoğunlaşmaktadır (Figür 2). Kısmen kazılmamış alanlarda kalan, kısmen ise tahribat nedeniyle parçalı biçimde korunmuş olan bu kalıntıların, güneybatı–kuzeydoğu doğrultusunda uzanan iki ana mekâna (Mekân 1 ve Mekân 4) ait olduğu anlaşılmaktadır. Buna ek olarak, S43 plan karesinin orta kesiminde yer alan ve aynı doğrultuda uzanan bir duvar ile çeşitli çukurlar da 2b evresinin mimari düzenlemesine dâhil unsurlar arasında yer almaktadır.
S43 plan karesinin güneydoğu köşesine yakın bir konumda açığa çıkarılan taş duvar, güneybatı–kuzeydoğu doğrultusunda uzanmakta olup 7,20 m uzunluğa, 70 cm kalınlığa ve yaklaşık 50 cm yüksekliğe sahiptir. Bu duvarın hemen güneyinde konumlanan Mekân 4 ile duvar arasında kalan alanda, yan yana açılmış altı adet çukur tespit edilmiştir. Çukurların ölçülebilen çapları 1,20-1,50 m arasında değişmektedir. Bunlardan yalnızca dördüncü çukurun, kerpiç döşemeli ve sert bir zeminle kaplı olduğu belirlenmiştir.
R43 plan karesi içerisinde yer alan Mekân 1, 2b evresinin en iyi korunmuş mimari birimlerinden birini oluşturmaktadır. Dikdörtgen planlı olduğu anlaşılan mekânın yalnızca kuzeydoğudaki kısa duvarı tamamen açığa çıkarılabilmiş, uzun duvarlarının önemli bir bölümü kazılmamış alanlarda kalmıştır. Büyük blok taşlar ile küçük taşların birlikte kullanıldığı karma bir teknikle inşa edilen duvarların kalınlığı ortalama 90 cm’dir. Mekânın güneydoğu duvarı 5,70 m, kuzeydoğu duvarı ise 5,60 m uzunluğundadır. Duvarların bazı kesimlerde 65 cm yüksekliğe kadar korunmuş olması, yapının özgün yüksekliği hakkında kısmi bir fikir vermektedir.
Mekân 1’in yoğun bir yangına maruz kaldığı gerek mimari kalıntılar gerekse buluntu durumu üzerinden açık biçimde izlenebilmektedir. İç duvarları kaplayan kil esaslı sıvalar üzerinde belirgin yangın izleri tespit edilmiştir. Mekân içerisinde çok sayıda pişmiş toprak çatı kiremidi parçası ile demir çivinin dağınık hâlde ele geçirilmesi, yapının üst örtüsünün yangın sırasında çöktüğünü göstermektedir. Özellikle güneydoğu köşede, yanmış ahşap hatıl parçaları ile birlikte yanmış buğday kalıntılarının bulunması, yangının ani ve yıkıcı nitelikte olduğunu düşündürmektedir. Yangın sonucunda çöken üst yapının tabanı büyük ölçüde tahrip ettiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, mekân tabanında 1,60x1,50 m ölçülerinde korunmuş, kareye yakın bir alan tespit edilmiştir. Bu alanın, 28x28 cm ölçülerinde pişmiş toprak tuğlalarla döşenmiş olduğu görülmektedir (Figür 3). Taban döşemesinde kullanılan tuğlaların boyutları ve işçilik özellikleri, benzer örneklerin Erken Bizans Dönemi’nde yaygın olarak kullanıldığını göstermektedir. Bu veriler ışığında Mekân 1’in ve dolayısıyla 2b evresinin Erken Bizans Dönemi’ne, büyük olasılıkla 6. yüzyıla tarihlenebileceği söylenebilir.
2b evresine ait seramik buluntuların tamamı sırsız ve kaba hamurlu örneklerden oluşmaktadır. Buluntular ağırlıklı olarak kâse, çanak ve testi formlarıyla temsil edilmekte olup, günlük kullanıma yönelik kap tiplerinin baskın olduğu anlaşılmaktadır (Levha 1-2).
Şarap İşliği (4 Numaralı Mekân)
S43 ve R43 plan karelerinde açığa çıkarılan ve dikdörtgen planlı olduğu anlaşılan Mekân 4, Beycesultan’daki Bizans Dönemi işlik faaliyetlerini belgeleyen en önemli mimari birimlerden biridir (Figür 4). Mekânın girişinin, kuzeydoğudaki kısa duvar üzerinde yer aldığı anlaşılmaktadır. Girişin hangi alana açıldığı kesin olarak belirlenememekle birlikte, kuzeydoğu uzun duvarın kazılmamış alana doğru devam etmesi, mekânın başka bir birimle bağlantılı olduğunu düşündürmektedir.
Mekânın güneybatı kesiminde, 4,50x2,40 m ölçülerinde, kuzeye doğru hafif eğimli ve özenli bir şekilde harçla sıvanmış bir pres alanı tespit edilmiştir. Sıvaların farklı seviyelerde korunmuş olması, bu alanın kullanım süresi içerisinde en az iki kez onarımdan geçtiğini göstermektedir. Pres alanının eğimli kesiminde, aralarına harç konularak oluşturulmuş ancak büyük ölçüde tahrip olmuş bir ayırıcı duvar izlenebilmektedir. Bu duvarın altında yer alan, 65 cm uzunluğunda ve 14 cm çapındaki bir oluk, üzüm suyunun aktığı bir toplama havuzuna ulaşmaktadır.
Dikdörtgen planlı toplama havuzu, 28x28 cm ölçülerindeki tuğlalarla örülmüş olup 1,50x0,85 m boyutlarında ve 1,30 m derinliğindedir. Havuzun iç yüzeyinin ve tuğla örgüsünün harçla sıvanmış olması, sıvı geçirimsizliğinin özellikle gözetildiğini göstermektedir. Havuz tabanında, 30 cm çapında ve 20 cm derinliğinde ikinci bir çukur bulunmaktadır. Bu unsurun, üzüm suyunun dinlendirilmesi sırasında posa birikimini sağlamak amacıyla tasarlanmış olması muhtemeldir (Figür 5). Beycesultan’da tespit edilen bu tür sıvalı pres tekneleri ve bunlara bağlı toplama havuzlarının yakın benzerleri Amorium Aşağı Şehir kazılarında da bilinmektedir. Amorium örneklerinde, şarap işliklerinin sıva ile kaplandığı ve ön kısımlarında pres taşlarının yer aldığı görülmektedir[6] . Bu işliklerin 7. yüzyıldan 9. yüzyılın ilk yarısına kadar kullanıldıkları kabul edilmektedir[7] .
Mekân 4’te yürütülen çalışmalar, sıvalı alanın üzüm sıkma işlemi için kullanılan bir pres yüzeyi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Burada elde edilen üzüm suyunun, pres alanındaki eğimi izleyerek oluk vasıtasıyla toplama havuzuna aktığı anlaşılmaktadır. Pres alanı, oluk, havuz ve tabandaki dinlendirme çukuru aynı üretim sürecine ait bütüncül bir mimari düzenlemenin parçalarıdır. Mekân 4’ün toplam alanı 32,4 m2’dir. Toplama havuzunun hacmi dikkate alındığında, işlikte bir seferde yaklaşık 1,66 m3 başka bir deyişle yaklaşık 276 litre şarap üretilebilmiş olmalıdır.
S43 plan karesi içerisinde, şarap işliğinin kuzeydoğusunda yer alan ve yan yana açılmış çukurların da bu üretim sürecinin bir parçası olduğu anlaşılmaktadır. Bu çukurların, hasat edilen üzümlerin sıkım öncesinde geçici olarak depolanması amacıyla kullanılmış olmaları kuvvetle muhtemeldir. Şarap işliğiyle ilişkili bir diğer önemli unsur, kazı öncesinde alanda yürütülen tarımsal faaliyetler sırasında yerinden söküldüğü anlaşılan baskı kollu pres sistemine ait ağırlık taşıdır (Figür 6). Taşın üzerinde tespit edilen sıva kalıntılarının, pres alanı ve toplama havuzunda gözlenen sıvalarla benzer özellikler göstermesi, söz konusu bloğun bu işliğe ait olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Kare planlı olan taşın merkezinde dairesel bir oyuk, bir köşesinde ise pres kolunun oturduğu kanal bulunmaktadır. Ağırlık taşı 1,25 m uzunluğunda, 0,85 m genişliğinde ve 0,70 m yüksekliğindedir. Üst yüzeydeki vida deliğinin çapı 30 cm, oturma kanalının genişliği ise 17 cm’dir. Benzer bir örnek, Tlos Antik Kenti’nde bazilikanın güneyinde tespit edilmiştir[8] .
Değerlendirme
Beycesultan Höyüğü’nde gerek 1950’li yıllarda gerçekleştirilen ilk dönem kazıları gerekse 2007 yılından itibaren sürdürülen yeni dönem kazıları, yerleşimin Bizans Dönemi’ndeki konumu, işlevi ve yerleşim modeli hakkında birbirini tamamlayan veriler ortaya koymaktadır. İlk dönem kazılarında Batı Konisi üzerinde tespit edilen ve üç evreli olduğu belirtilen Bizans tabakalarının erken safhasının 6. yüzyıla kadar uzandığı, özellikle bir kiliseye ait olduğu düşünülen mimari parçalar temelinde değerlendirilmiştir. Bu veriler ışığında, Beycesultan’da Bizans Dönemi yerleşiminin Erken Bizans Dönemi’nde başladığı yönünde bir görüş geliştirilmiştir.
Aynı kazıların sonuçlarına dayanılarak, yerleşimin 10. ve 11. yüzyıllarda tahkimli bir karakter kazandığı buna karşılık Doğu Konisi’nin Bizans Dönemi boyunca yerleşim alanı olarak kullanılmadığı ileri sürülmüştür. Ancak bu yorumların, sınırlı kazı alanları ve dönemin kazı anlayışının Bizans tabakalarına yeterince odaklanmaması nedeniyle ihtiyatla ele alınması gerektiği açıktır. Nitekim Wright’ın değerlendirmeleri de bu döneme ait mimari kalıntıların yeterince belgelenemediğine işaret etmektedir.
2007 yılında Batı Konisi üzerinde başlatılan yeni dönem kazıları, Beycesultan’daki Bizans yerleşimine ilişkin daha sağlam ve bağlamsal veriler sunmuştur. Taş döşemeli sokaklar, düzenli plan anlayışı ve çok odalı sivil mimari yapılarla temsil edilen bu yerleşim, 10. ve 11. yüzyıllarda Beycesultan’ın belirli bir planlama ilkesi çerçevesinde örgütlendiğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, bugüne kadar tespit edilen mimari veriler, yerleşimin kesin olarak tahkimli bir karakter taşıdığını kanıtlayacak savunma yapılarının varlığını göstermemektedir. Bu nedenle Beycesultan’ın Bizans Dönemi’ndeki savunma niteliği, açık bir soru olarak değerlendirilmekte ve gelecekteki kazılar için önemli bir araştırma başlığı oluşturmaktadır.
Doğu Konisi’nin güney yamacında 2020-2021 yıllarında yürütülen kazılar ise Beycesultan’ın Bizans Dönemi yerleşim düzenine ilişkin önceki kabulleri önemli ölçüde değiştirmiştir. Bu çalışmalar, yerleşimin Bizans Dönemi’ndeki en erken kullanımının 6. yüzyıla kadar indiğini ve Doğu Konisi’nin, Batı Konisi’ndeki yerleşim alanına hizmet eden işlik faaliyetleri için ayrılmış özel bir alan olarak düzenlendiğini açık biçimde ortaya koymuştur. Böylece Beycesultan’da, konut alanları ile üretim alanlarının mekânsal olarak ayrıldığı bütüncül bir yerleşim modelinin varlığı belgelenmiştir.
Özellikle şarap işliğiyle temsil edilen üretim faaliyetleri, Beycesultan’ın Bizans Dönemi’nde yalnızca yerel ihtiyaçlara yönelik bir yerleşim olmadığını, aksine Yukarı Menderes Havzası ölçeğinde ekonomik bir işleve sahip olduğunu göstermektedir. İşliğin mimari düzeni, üretim kapasitesi ve teknik özellikleri, üretimin süreklilik arz eden ve belirli bir örgütlenme çerçevesinde yürütüldüğüne işaret etmektedir. Amorium ve Tlos gibi merkezlerle kurulan karşılaştırmalar, Beycesultan’daki şarap üretiminin Anadolu’daki Bizans kırsal ekonomisinin genel eğilimleriyle uyumlu olduğunu ortaya koymaktadır.
İşlik alanlarının yerleşimin güney eteklerinde konumlanmış olması, Menderes Nehri’nin sağladığı sürekli su kaynağıyla doğrudan ilişkilidir. Bu durum, Bizans Dönemi yerleşim planlamasında doğal çevre koşullarının ve ekonomik gereksinimlerin belirleyici rol oynadığını göstermektedir. Batı Konisi’nde yoğunlaşan yerleşim alanı ile Doğu Konisi’ndeki işlik alanlarının işlevsel bütünlüğü, Beycesultan’ın Bizans Dönemi’nde planlı ve çok bileşenli bir kırsal yerleşim modeli sunduğunu ortaya koymaktadır.
Sonuç olarak Beycesultan Höyüğü, Bizans Dönemi’nde Batı Konisi’nde konut ve kamusal yaşamın, Doğu Konisi’nde ise üretim ve işlik faaliyetlerinin yoğunlaştığı çift odaklı bir yerleşim düzeni sergilemektedir. Bu model, Yukarı Menderes Havzası’ndaki Bizans Dönemi kırsal yerleşimlerinin ekonomik, mekânsal ve çevresel bağlamda nasıl örgütlendiğine dair değerlendirmeler açısından önemli bir referans noktası oluşturmaktadır. Beycesultan’dan elde edilen veriler, bölgedeki diğer Bizans yerleşimleriyle karşılaştırmalı çalışmalar için de sağlam bir zemin sunmaktadır.
KATALOG
LEVHA 1
1. OCJ BS- 8589
Form: Kâse, Hamur Rengi: 7,5YR 5/3, İç Astar: Yok, Dış Astar: Yok, Katkı: Taşçık, Kum, İç Yüzey Açkı: Yok, Dış Yüzey Açkı: Yok, Bezeme: Yok, Pişme: Orta, Yapım: Çark, Tabaka: 2b
2. OCJ BS- 8590
Form: Çömlek, Hamur Rengi: 5YR 7/6, İç Astar: Yok, Dış Astar: 2,5YR 5/6, Katkı: Kum, İç Yüzey Açkı: Yok, Dış Yüzey Açkı: Yok, Bezeme: Yok, Pişme: İyi, Yapım: Çark, Tabaka: 2b
3. OGA BS- 8612
Form: Kâse, Hamur Rengi: 2,5YR 5/8, İç Astar: 10R 5/6, Dış Astar: 10R 5/6, Katkı: İnce Kum, Kireç, İç Yüzey Açkı: Yok, Dış Yüzey Açkı: Yok, Bezeme: Yok, Pişme: İyi, Yapım: Çark, Tabaka: 2b
4. OEN BS- 8603
Form: Kâse, Hamur Rengi: 2,5YR 6/6, İç Astar: Yok, Dış Astar: Yok, Katkı: İnce Kum, İç Yüzey Açkı: Yok, Dış Yüzey Açkı: Yok, Bezeme: Kazıma Bezeme, Pişme: İyi, Yapım: Çark, Tabaka: 2bü
5. OGG BS- 8625
Form: Çömlek, Hamur Rengi: 10R 4/6, İç Astar: Yok, Dış Astar: Yok, Katkı: İnce Kum, İç Yüzey Açkı: Yok, Dış Yüzey Açkı: Yok, Bezeme: Yok, Pişme: Orta, Yapım: Çark, Tabaka: 2b
6. OGG BS- 8624
Form: Çanak, Hamur Rengi: 10R 5/1, İç Astar: Yok, Dış Astar: 10R 5/4, Katkı: İnce Kum, Kireç, İç Yüzey Açkı: Yok, Dış Yüzey Açkı: Yok, Bezeme: Yok, Pişme: İyi, Yapım: Çark, Tabaka: 2b
7. OGG BS- 8623
Form: Çanak, Hamur Rengi: 2,5YR 6/6, İç Astar: 10R 5/6, Dış Astar: 10R 5/6, Katkı: İnce Kum, Kireç, İç Yüzey Açkı: Yok, Dış Yüzey Açkı: Yok, Bezeme: Yok, Pişme: İyi, Yapım: Çark, Tabaka: 2b
8. OHS BS- 8632
Form: Çanak, Hamur Rengi: 2,5YR 6/6, İç Astar: 10R 5/6, Dış Astar: 10R 5/6, Katkı: Kireç, İç Yüzey Açkı: Var, Dış Yüzey Açkı: Var, Bezeme: Kabartma Bezeme, Pişme: İyi, Yapım: Çark, Tabaka: 2b
9. OGG BS- 8626
Form: Çömlek, Hamur Rengi: 7,5YR 7/6, İç Astar: Yok, Dış Astar: Yok, Katkı: İnce Kum, Kireç, İç Yüzey Açkı: Yok, Dış Yüzey Açkı: Yok, Bezeme: Yok, Pişme: Orta, Yapım: Çark, Tabaka: 2b
10. OHN BS- 8631
Form: Düz Dip, Hamur Rengi: 10R 4/8, İç Astar: Yok, Dış Astar: Yok, Katkı: Taşçık, Kum, Kireç, İç Yüzey Açkı: Yok, Dış Yüzey Açkı: Yok, Bezeme: Yok, Pişme: Orta, Yapım: Çark, Tabaka: 2b
11. OFL BS- 8611
Form: Testi, Hamur Rengi: 10R 4/8, İç Astar: Yok, Dış Astar: Yok, Katkı: İnce Kum, Kireç, İç Yüzey Açkı: Yok, Dış Yüzey Açkı: Yok, Bezeme: Yiv Bezeme, Pişme: Kötü, Yapım: Çark, Tabaka: 2b
12. OEN BS- 8605
Form: Kulp, Hamur Rengi: 2,5YR 5/1, İç Astar: Yok, Dış Astar: Yok, Katkı: İnce Kum, Kireç, İç Yüzey Açkı: Yok, Dış Yüzey Açkı: Yok, Bezeme: Yok, Pişme: İyi, Yapım: Çark, Tabaka: 2b
LEVHA 2
1. PZH BS- 6022
Form: Testi, Hamur Rengi: 2,5YR 4/6, İç Astar: Yok, Dış Astar: Yok, Katkı: Taşçık, Kum, İç Yüzey Açkı: Yok, Dış Yüzey Açkı: Yok, Bezeme: Yok, Pişme: Orta, Yapım: Çark, Tabaka: 2b
LEVHA 2 1. PZH BS- 6022
Form: Testi, Hamur Rengi: 2,5YR 4/6, İç Astar: Yok, Dış Astar: Yok, Katkı: Taşçık, Kum, İç Yüzey Açkı: Yok, Dış Yüzey Açkı: Yok, Bezeme: Yok, Pişme: Orta, Yapım: Çark, Tabaka: 2b
EKLER
LEVHALAR

